‘Yüksek Topuklar’ kadın portalı olarak, İletişim Uzmanı, Yazar Sevda Türküsev ile keyifli bir röportaj yaptık. Yaşanmışlıklarından ortaya çıkan kitabı Yıkılmadım Ayaktayım hakkında merak ettiklerinizi, hikayesini yeniden yazmak isteyenlere tavsiyelerini ve formüllerini sorduk.

1. Öncelikle sizi yakından tanımak isteriz. Sevda Türküsev kimdir?

İnsanları, hayvanları, doğayı seven ve her zaman gülümsemeyi başaran, içindeki çocukla hayatı eğlenceli bir hale getiren biraz çılgın ama her zaman ayakları yere basan biriyim. Her şeyden önce bir anne, bir evlat, bir kardeş, bir dost… 19 yaşında evlendim, 20 yaşında anne oldum ve 25 yaşımda eşimden ayrıldım. Gerçek hayat mücadelem bu yaşlarda başladı. 5 yaşında çocuğumla tek başıma kaldığım hayat mücadelesinden bu günlere geldim. Sevda Türküsev, zorlu şartları göğüsleyerek duruşundan asla taviz vermeden kendi hikayesini yazmış bir Türk kadınıdır diyebilirim. Tekstil sektöründe uzmanlaştım ve büyük entegre fabrikalar kurarak yöneticiliğini yaptım. Son 10 yıldır ise işin ticari ve lojistik kısmındayım. 2004 yılında yazarlık kariyerim başladı. Ardından köşe yazarlığı, televizyon programları ile devam etti.

2. Bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Çok kitap okuyan bir ailede büyümenin getirdiği kitap sevgisinin katkısıyla yazarlık kariyerim başladı. Hep okuyan, araştıran, gözlemleyen, çalışmayı çok seven biri olmam ve farklı kültürleri tanıma, insanlarla iç içe olma konusunda başarılı olduğum için kitap yazma konusunda sıkıntı çekmedim. 13. Kitabım “Yıkılmadım Ayaktayım”ı 25 yılda sıfırdan hayal ettiği yere gelmiş bir kadın olarak insanlara başarı ve dik durmak adına bir rol model olması için yazdım. Sevgi, aile, inanç, paylaşım, acılar ve kayıpları harmanladığım “Yıkılmadım Ayaktayım”da yaşanmışlıklarımdan yola çıkarak acıların içinden elde edilen mutluluğun kalıcılığını anlatıyorum. Acıların içinden geçilen yollar insanı ya insan eder ya da yoldan çıkartır. Acılarla baş ederek hayata karşı kim pozitif olmak istiyorsa takılsın peşime. Herkes “bu kitap tam benim için yazılmış” diyor çünkü her başarılı ve çalışkan insanın hayatında onu yıkmak isteyen birileri oluyor. Benim gibi bir sürü insan hayat mücadelesi veriyor. İşte gerçekten başımıza ne gelirse gelsin hayata gülümsemek isteyenler için bu kitabın adını “Yıkılmadım Ayaktayım” koydum.

3. Kitabınızın ilham kaynağı yalnızca kadınlar mı? 

“Yıkılmadım Ayaktayım” da yaşanmışlıklarımdan yola çıkarak bir kadının varoluş mücadelesini bazen güldüren bazen de düşündüren hikayelerle anlatıyorum. Kitabı bir kadın yazınca, kapağında da topuklu ayakkabı olunca ilham kaynağı kadınlar gibi düşünüyorlar. Başarı, güç, mutluluk, dik durmak, yıkılmamak hem kadınlar hem de erkekler için ortak bir değer. O yüzden kitap sadece kadınlara değil erkeklere de hitap ediyor. Türkiye’de ve dünyada kadınlar hayata hep 5-0 yenik başladığı için kadınların yıkılmayıp ayakta kalması erkeklere göre daha zor. Ancak kadınlar da psikolojik olarak erkeklere göre daha güçlü. Kadınlara tarihsel bir baskı olduğu için kabuğumuzu kırmak, ayakta kalmak, dik bir duruş sergilemek için çok fazla efor sarf ediyoruz. Biz bugün Türkiye’de kadına şiddeti, kadının çektiği sıkıntıları konuşuyoruz. Bunun kaynağı erkekler. “Yıkılmadım Ayaktayım”ı bence erkeklerin daha fazla okuması lazım. Kadınlara bakış açılarını değiştirebilirler.

4. Sizce Türkiye’deki kadınların ikili ilişkilerde en sık yaptıkları hata nedir? 

Kadın ve erkek kendini ve karşı cinsini çok iyi tanıyamadığı için sürekli bir didişme halindeler. Erkekler mantık yürütür ve duygularından çok mantıkları ön plandandır fakat kadınlar tam tersi duygularını ön planda tutarlar. İletişim bir bağ kurmaktır ama ilişki birlikte yaşayabilmektir. İlk etkileşimleri aşk zannedip hayal kırıklığına uğramayın. Duygularınızı kontrol ederek sevin. Kusursuz aşk yoktur o halde mükemmeliyetçi bir aşkı hayal bile etmeyin. Güzellik ve yakışıklılık bir ilişkiyi başlatıcı unsurdur ama sürükleyici unsur sevgi, saygı, güvendir. Özellikle güven duygusunu ön plana alın. Güvenin bittiği ilişkinin tadı tuzu kalmaz. Peki ne yapacağız; sonuç olarak evlenmeden kimse birbirini tanıyamaz. O yüzden diyorum ki tanıyacağım diye ilişkiyi fazla uzatmayın, uzattıkça yıpranıyor. En fazla sekiz ay sonra evlenin. Evlilik kurumu içinde konular daha iyi çözülüyor. Bırakıp gitmesi kolay olmadığı için taraflar daha sabırlı ve özverili oluyor. Flört halindeyken arkanı dönüp gitmek kolay. Önce hoşlandığınızdan emin olun sonra sevin. Birlikte sohbet etmekten, tatile gitmekten, film izlemekten, ağlamaktan, sevişmekten zevk alıyorsanız zaten aşk sizi en güzel şekilde sarıp sarmalayacaktır. Aşk iki kişinin oluşturduğu bir duygudur.

5. Sizin hayatınızda yıkıldığınızı düşündüğünüz zamanlar oldu mu? 

Zorlu mücadelelerden geçtim. Kadınsanız ve başarılı – biraz da gösterişliyseniz- işiniz o kadar kolay değil. Hele ki boşandığım 1995 yılını düşünürseniz ciddi zorluklar çektim. “Dul kadın” imajının hiç de hoş karşılanmadığı yıllarda, dik durmak amiyane tabirle omurgalı kalmak için pek çok sıkıntıya göğüs gerdim. Fakat asla vazgeçmedim ve yoluma devam ettim.  Zorlu şartlar ve benim verdiğim mücadele, vermediğim tavizler ve çok zorlansam da asla inançlarımdan ve duruşumdan ödün vermemem bu kitabı yazdırdı bana. Hakikaten düşman çok ama siz şayet dürüstseniz ve sabrederseniz Allah yolunuzu açıyor. Benim de öyle oldu.  Hep dediğim gibi “Asla duruşumdan ve yolumdan dönmeyeceğim. Siz bana engel olmak isteyenler, benim yolumdan çekileceksiniz.” Böyle inatçı olunca haliyle sizinle daha çok uğraşıyorlar. Menfaatlerimi, karakterimin üstünde tutmam. Şayet menfaatlerim karakterimi bozmaya yönelik bir hal alırsa anında arkamı döner giderim.

“Su soğuk ama içine girince alışıyor insan” misalidir hayat ve olaylar. Seni yıkamayan her darbe seni güçlendirir ve sonra umursamaz ve güler geçersin. İşin temeli hayatı anlamaksa acısıyla tatlısıyla kabullenip bunlarla baş etmeyi öğrenmekten başka bir formül yok. Sıfırdan başladığım hayatta bugün geldiğim yerle ve başardıklarımla gurur duyuyorum. Bu yeterli mi? Tabii ki hayır çünkü son nefesime kadar bu hikaye devam edecekse o halde ben de devam edeceğim.

6. Kendinizi nasıl mutlu ediyorsunuz? Size göre motivasyonun ana kaynağı nedir?

Ben gerçekçi bir insanım, pozitif hayat dediğinizde öyle hemen hayat pozitif olmuyor. Acılardan geçmeyenler gerçek manada kendinle barışık olamadığı gibi mutluluğun anlamını kavrayamazlar. Bana göre gerçek mutluluk öncelikle sağlık; Allah sağlık verdikten sonra her şey olur. Bir de sabır ve şükür çok önemli. Şimdi insanlar çok sabırsız ve haliyle şükretmeyi unuttular. Ben her sabah uyandığımda bütün vücudumu hareket ettiririm ve sağlıkla kalktığım için şükrederim. İnsan öncelikle kendiyle mutlu olmayı öğrenmeli, insanlar hep birilerinin gelip onları mutlu etmelerini bekliyorlar.  Asıl önemli olan öncelikle insanın kendisiyle mutlu olması. Bir de dışarıda gelen mutluluk da eklenirse olursa değmeyin keyfine… Önce içindeki mutluluğu yakalamayı bilen kişi. Dıştan gelen mutluluk bir gün biterse bunalıma girmez, tabi ki üzülür fakat kendiyle mutlu olduğu için kendini kısa zamanda toparlar ve yoluna devam eder. Bu kitapta da bunları yazdım. Mutsuz insanlardan uzak durun çünkü onlar mutlu olmadığı için sizin de mutlu olacağınızı düşünemezler, sizi hep provoke ederler. Bu yüzden negatif insanlardan uzak durun.

7. Kadınlar kendilerini güçlü hissetmek için neler yapmalı?

Sabırsız, şükürsüz ve asla ümitsiz olmayacaksınız. Güçlü olmak için zeki ve çalışkan olmak gerekir, meşguliyetleriniz ne kadar fazla olursa ne kadar fazla üretirseniz stres ve sıkıntıdan da o kadar uzak kalırsınız. Güçlü olmanın yolu vazgeçmekten geçer. Vazgeçmeyi de bilmek gerekiyor. Şayet çok sevdiğiniz bir kişi size değer vermiyorsa ya da bir durum size istediklerinizi vermiyorsa vazgeçmelisiniz. Çünkü insan vazgeçtikçe daha fazla güçlenir. Kolay değildir ama bunu başardığında sen “Sen” olacaksın ve bir süre acı çeksen de sonrasında her şey daha güzel olacak. Eğilirsen basamak, dik durursan sığınak olursun.

8. Son olarak, duygusal zorluklarla başa çıkma konusunda okuyucularımıza vereceğiniz önerileriniz var mı?

Formül şu: KIRIL- DEĞİŞ- GÜÇLEN- UMURSAMA ve GÜLÜMSE.  Yazması kolay ama yaşaması ve bunları yapması inanın o kadar da zor değil. Zaten hayatta kolay olan ve kolay elde edilen şeylerin değeri yoktur. “Zor, oyunu bozar” misali zorlayacaksın. Değişimin en önemli adımlarından biri de önce eğitim yani okumak, araştırmak, sosyal ve duygusal zekayı geliştirmek. Tahsil okulda alınan akademi bir şey ama eğitim için kitap okumak, araştırmak, sosyokültürel olarak kendini geliştirmek, duygusal ve sosyal zekayı geliştirmek lazım. Yoksa beş tane üniversite bitirsen hayata karşı dik duramazsın. Ya bunalım takılırsın ya da seni basamak yaparlar bir köşede senin üzerinden birileri kariyer yapar pirim yapar.

loading...