California Cevizi
California Cevizi

Seni Hayatın Neresine Koymalı?

Bir sigara yaktım. Dumanı hiç olmadığı kadar derin çekiyorum. Gözlerimi uyku bastı. Ha düştüm, ha düşüyorum. Yüzüne bakıyorum, nasıl uyuduğuna, kaç kere döndüğüne, hepsini aklıma yazıyorum.


Birazdan gün ağaracak. İlk gecemizin sonu gelecek güneşle birlikte. Kahkahalarımız, şarkılar, içkiden kalan sarhoşluk, sohbetlerimiz, sevişmemiz geride kalacak. Ya uyanınca hepsini yok sayarsak? O kadar basit olmaz değil mi? Olmamalı! Tek gecelik aşklara örnek vermek gerekince hatırlanacak kadar ucuza bitmemeliyiz.


Aşk nasıl başlıyordu? Unutmuşum, cevabını veremediğim binlerce soru arasına yerleştirdim bunu da! Bir anlık olmalıydı, hayal gibi, beynimde eski aşklarımı tarıyorum. Evet! Bir saniye kadar kısa sürede oluyordu. Kalbin içine görünmez yıldızlar düşüyordu. Fark etmeden, gözle görmeden, anlamadan hatta ne olduğunu, aşık oluyorduk.


Aşkın bir tarifi var mıydı? Yemek tarifleri gibi, biraz şundan, 3 kaşık kadar başkasından koyunca, lezzetini tutturabildiğin bir açıklama yazıyor muydu? Ne varsa sevdaya ait, unutmuşum. Kırgın uyandığım sabahlardan olmalı. Onları daha fazla biriktirmişim içimde, şu aşk denilen hayale yer kalmamış.


Akışına bırakacağım bu sefer, bildiğim her şeyi unutacağım. Seninle yeniden, ilk defa görüyormuş gibi, hiç görmediğim bir şehri gezen hayran gözlerle dolaşacağım sevginin sokaklarında. Acaba çok yanar mı canım? İlk ayrılıklar ağır olur. Bu da olmadı, üniversiteyi bitirip, ilkokula yeniden başlamak gibi, ne yapsan silinmez öğrendiklerim. Tek ümidim, senin derslerinin başka olması, yoksa tekrarlamak çok sıkıcı.


Çok bilmek de yoruyormuş insanı. Kalbi, ruhu ezip geçiyormuş. Ukalalık bu canım, kesin çizgilerle karalamak hayatları, her şeyi bildiğini sanan en çok yanılan değil miydi? Ucunu kaçırmışım aşkın. Öğrendiklerimi varsayarak gördüğüme inandığım tüm o gerçekler, aslında gerçek değil. Sancı bunlar, doğacak aşkın sancıları, yoksa neden kıpırdanıp durur ve bir hortum gibi savrulur düşünceler insanın beyninde?


Çıkıp gitsem şu kapıdan, uyandığında okuyacağın bir not bıraksam yastığa, çok güzeldi diye yazsam üstüne, bir anı olarak bıraksam hepsini geçmişte. Bir daha bulamasan beni, ulaşamasan, bir melek hikayesi, bir efsane gibi kalsa aklında, gün gelince bir dost sohbetinde anlatsan. Bunları yapmak geçiyor içimden çünkü korkuyorum. Yeniden başlamaya cesaretim yok. En baştan anlatmak zor geliyor. Hepsini, tüm yaşananları, kendimi açıklamak; tanıtmak birine en baştan, öyle yorucu ki!


Yaşamın çıkmazlarını yarattığı gibi insan, aşkın yollarını da böyle karıştırıyor işte! Oysa güneşin ilk ışıklarından içeri sızan şu pırıltılar, omzuna vurunca; kalkıp gelmeli, usulca yatağa girmeliyim. Ufak bir öpücükle kesmeliyim, o gülümsediğin rüyayı kıskanarak. Ben ne yapıyorum? Gamlı baykuş gibi oturdum, düşünüyorum, şimdi seni hayatımın neresine koymalı?


Candan Ünal
Yüksek Topuklar Aşk ve İlişkiler Editörü
Candan.unal@yuksektopuklar.net

*Tüm hakları Yüksek Topuklar.net’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

1 Yorum

  1. gerçekten okadar zorki yeniden birine güvenmek ve sevmek..
    bahar gelirken umarım yazınızdaki gibi
    aşka izin verir yorgun kalbim ve ruhum..

Yorum Yapın