California Cevizi
California Cevizi

Lezbiyen Değilim Ama Olabilirdim!

Yaklaşık 1 saat sonra, masanın konusu yine aşk ve ilişkilere dayandı. Söylüyorum size, ben de mıknatıs var, bulunduğum her yerde sohbet bir şekilde buraya geliyor. Konuşmanın en hararetli yerinde, yanımıza bir bayan geldi. Sedat’ı tanıyormuş, sarılıp öpüştüler, beni de tanıştırdılar, genç hanım sohbete dahil oldu. İşte, o andan itibaren konumuzun gidişatı değişti ve biz artık lezbiyenliği tartışıyorduk.


Tüm eşcinsel ilişkileri şiddetli şekilde savunan bayana biraz dikkatli bakmaya başladım. Kısa saçları, makyajsız yüzü, sade giyimi ve hiç aksesuar kullanmamış olması, aklımda soru işareti yarattı. Beni bilirsiniz, dilimin kemiği yoktur. İçim içimi yemeye başladı, sormazsam orta yerimden çatlayacağım, dayanamadım:


Ben:  Özür dilerim ama size bir şey sormak istiyorum. Siz lezbiyen misiniz?
Kadın:  Evet! Ama siz de öylesiniz!
Ben:  Anlayamadım! Yani her kadın biraz lezbiyendir mi demek istiyorsunuz?
Kadın:  Hayır! Ben sizden bahsediyorum. Bunu gizli tutuyor olabilirsiniz ancak siz de lezbiyensiniz.
Ben: ????????


Bu iş biraz kafa karıştırıcı elbette. Şimdi ben 2 kocayı ve sevgilileri yanlış cinsiyetten mi seçtim yani? Tamam biraz efe bir hatunum, biliyorum. Erkek beynine yakın bir düşünce sitilim de var, üstelik fazla sahipleniciyim. Koydum mu ses getiririm ama bu beni lezbiyen yapar mı yahu? Ayrıca, yolda yürüyen güzel kadınların bacakları bugüne kadar hiç ilgimi çekmedi. Yakışıklı, karizmatik ve seksi bir adam ise ağzımın suyunu akıtabilir. Bu durumda ben nasıl lezbiyen olabilirim? Karşımdaki konunun uzmanı durumunda. Masadaki tek eşcinsel o, yaşayan ve bilen kendisi, bu yüzden hemen itiraz etmek yerine biraz fikrini dinlemek istedim. Sonuçta, o benim gizli lezbiyen olduğum konusunda diretti, ben de bir kadına aşık olamayacağımı savundum. Yanımdaki erkek arkadaşlarım ise, sadece dinlemekle yetindiler ve gece böylece sona erdi.


Eve döndüğümden beri, aklım eşcinselliğe takılı. Benim için değerli olan sevgidir. Bunu hangi canlıya karşı hissederse birisi, ona saygı duyarım. Bu yüzden toplumun bir kısmı gibi şiddetle karşı çıkmam, konuyu sapıklık ve iğrençlik olarak değerlendirmem mümkün değil. İki insan birbirini seviyorsa, içinde sevmeye değer bir şey yakalamışsa, ben bunun karşısında ancak saygı duyarım, anlarım ve yargılamam.


Hepimiz bu dünyaya eşit şartlarda geldik. Yaşamın içinde mevki, para, statü kazanmış olmamız, bizden farklı düşünen ya da yaşayan diğer bireyleri aşağılama hakkı getiremez. Eleştiriye, fikir tartışmalarına sonuna kadar katılabilirim, ancak yargı ve hüküm, başkası hakkında ahkam kesmek bana göre değil. Birisi yüreğinde sevgi besliyorsa, onu çirkinlikle suçlamak nasıl mümkün olabilir? Lezbiyen değilim ama olsaydım, toplumun tüm dışlaması ve baskısına rağmen, bunu göğsümü gere gere söylerdim. Birisini veya bir şeyi seviyor olmaktan dolayı utanç duymak zorunda bırakılan herkese üzülüyorum. Benim için en değerli duygu sevgidir, bunu anlamamak bana yakışmaz, aklım da almaz.


Bilimsel olarak eşcinsellik, çoğunlukla doğuştan gelen bir var oluş şekli. Azınlık, yaşamın içinde sonradan eşcinselliği tercih hakkıyla seçiyor. Fikirlerim, toplumun şu anda bulunduğu genel tavra biraz büyük gibi dursa da, bu yazıyı okuyanların bir kısmından şiddetli tepkiler geleceğini bilsem de, düşüncelerime yöneltilecek zehirli okların korkusuyla saklayamam. Bunlar benim fikirlerim, kimse katılmak zorunda değil. Herkes istediği şekilde düşünme özgürlüğüne sahip.


Sadece daha lüks yaşayabilmek için, marka çanta kullanmak, ıstakoz yemek, yurt dışından alış veriş etmek, pırlanta ve mücevher alabilmek için; çevresindeki erkekleri kullanan, bedenini iki yüzük parçasına satan ve bunu da çaresizlik, açlık, çocuklarının karnını doyurmak gibi trajik sebepler için değil de, yalnızca daha lüks ve rahat yaşam için seçen hemcinslerime alkış tutarak, sadece lezbiyen olduğu için başka bir hemcinsimi dışlamak, benim kalemimden akan mürekkeple yazılamaz.


Ancak işin beni gülümseten yanı şudur ki, erkeklerin bu yaralayıcı tavırları devam ettiği, çoğunun kafamızdaki erkek imgesinden çıkarak kadınlaştığı bu süreç, kadın erkek ilişkilerindeki bozulma ve sürekli darbe alarak erkeklere olan inancını kaybeden kadınların sayısı arttıkça, gün gelip hepimiz, yeter bu erkeklerden çektiğimiz diyerek hemcinslerimize ilgi göstermeye başlayabiliriz. O zaman oluşacak “lezbiyenlik in, karşı cinsle aşk out!” başlıklı kadın dergisi yazılarını ve beylerin yüzlerini gözümün önüne getiriyorum da, gerçekten insanı bir gülme alıyor.


Benim meşhur Bay Filozof, sevgi anlamaktır der. Biraz üstüne düşünüldüğünde, altı büyük harflerle doldurulması gereken bu cümleyi, kendi dilimde şu şekilde sadeleştiriyorum. Anlayabildiğin kadar seversin!


İnsanların aklına, eşcinsellik denildiğinde sadece seks ve porno gelmesi de, ayrı bir konu başlığıdır sanırım. O kadar gözümüzden uzak tutmaya, kötüleyip rafa kaldırmaya meyilliyiz ki, iki aynı cins insanın aşkını atlayıp, sadece işin çıplaklığına dayandırabiliyoruz konuyu. Eşcinsellik eşittir seks olamaz ki! Onlar da diğer çiftler gibi yaşıyor, paylaşıyor, üretiyorlar. Onlarında ilişkisinde sorunlar, kavgalar, gözyaşı, ayrılık var. Eşcinsellik söz konusu olunca, genel tavır, lezbiyenliğe biraz daha ılımlı yaklaşır ancak homoseksüellik daha şiddetli bir karşı tavır geliştirir. Nedenine gelirse, lezbiyenlik daha estetik bulunur. Estetik bulmak fikrinin altını kazıdığınızda ise, iki kadının birbirine olan aşkı değil, tamamen sevişme görüntüsüdür estetik denilen, çünkü kadın zarif bir varlıktır. Yani, lezbiyenliğe karşı ılımlı düşünenler, bunun sadece estetik kısmını algılamışlardır. Aslında biraz kurcalarsanız, birçok erkeğin fantezilerini süsleyen, iki kadınla sevişmektir. Bu yüzden lezbiyenlik, homoseksüelliğe göre daha fazla kabul görür.


Ben cinselliğin ticaretine her şekilde karşıyım. Travestileri, transeksüelleri fuhuş ticaretinin içinde yargılayıp, oradan buraya vuranların; akşam iş çıkışı soluğu kadın pazarlayan pavyonlarda alarak, ceplerinde çeşitli paralı kadın telefonlarını bulundurmalarını anlamam mümkün değil. Eşcinselliğe şiddetle karşı çıkan, evli ve çocuklu, üstelik mevkii sahibi bir sürü adamın, kendilerine genç jigololar tutup, otel odalarında her türlü çılgınlığı yaşamalarına kaç puan vereceğiz? Üstelik, bu insanlar tam yanımızda duruyorlar, hayatımızın içinde, belki aynı apartmanda yan komşumuz, belki işyerinde amirimiz. Bilinçaltını gizleyen, bastıran, toplumun yargısından korkarak evlenip, ideal eş görüntüsünü bozmayan bu adamların, yan dairemizde oturuyor olması; lezbiyen ve birbirini seven, bunu da göğsünü gererek söyleyebilen bir çiftten daha mı iyidir?


Geceleri bu şehrin örttüğü pislikleri, gerçekten bu yazıyı okuyan kaç kişi biliyor emin değilim. Ama dışarıda üstü kapatılmış, saklanmış ne çirkinlikler var, çoğunuzun aklı almaz. Güvenli evlerinde, sahip olduklarından sürekli şikayet ederek, eşlerini, evliliklerini, ilişkilerini saçma ve gereksiz ayrıntılarla yıkan, sevgiyi şekillendirmiş ve onun çizgileri dışında yaşanan her duyguya itiraz edenler bilmelidirler ki, geceleri bu şehirde çok kan akar. Bir evin yatak odasından, köhne bir otelin duvarlarına kadar, kapalı kapılar ardında binlerce sessiz çığlık ve gözyaşı saklıdır. Görmediklerini yok sayanlar, dünyanın kendi çitlerinin sınırları içinde var olduğuna inananlar, yargılamayı, eleştirmeyi, hüküm vermeyi hak görenler; sadece cehaletin kuru ve kavuran çölünde yaşayanlardır. Bilmek ve algılamak için, ille de yaşamış olmak gerekmez. Biraz düşünmek ve gözlemlemek de vicdan ve yürek sahibi olanlara kafidir. Sonuçta, ister karşı cins, ister hemcins, her nasıl olursa olsun, içinde aşk taşıyan her kalbe başımın üstünde yer açarım. Siz yeter ki bana sevgiyle gelin!


Candan Ünal
Yüksek Topuklar Aşk ve İlişkiler Editörü
Candan.unal@yuksektopuklar.net

*Tüm hakları Yüksek Topuklar.net’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

2 Yorum

  1. gerçekten düşüncelerinize hayran kaldım başka türlü anlatılamazdı sanırım bende bu şekıl düşünüyorum ve insanların hoş karşılamadığı eşcinselliği kensinlikle görmemişlik ve anlayişsiz olarak görüyorum bende bir lezbiyen olabirdim dedim ve aşk sevgi tuttu bir erkekte yaşanılan tm duyguları bir bayanla olanaklı saygın bir şekılde yaşamaktan çok mutluyumm umurım ve ümit ederimki bu toplumun lezbiyenleri kabullenmesi gerekmiyor olsa bile birazcık anlayiş her halükarda bu bizim hayatımız çok teşekkürler

Yorum Yapın