California Cevizi
California Cevizi

Labirent

Bu patlama yalnızca bir başlangıçtır. Labirent, bölgedeki tek demokratik Müslüman ülke olan Türkiye’yi kaosa sürükleyecek ve Orta Doğu’daki hassas dengeleri bozacak ikinci ve daha acımasız bir saldırıyı önlemek amacıyla Türk İstihbaratı tarafından yürütülen operasyonun kod adıdır. İlk saldırıdan sonra Türkiye, teröristler ve Türk, Amerikan ve İngiliz istihbarat teşkilatlarının savaş alanı haline gelir. İstanbul’dan Mardin’e, Frankfurt’tan Kuzey Irak’a uzanan bu mücadelede herkesin kendine ait bir gündemi vardır.

 

Hikâye, bir grup Türk istihbaratçısının ve onların terörist örgütü durdurma çabaları üzerine kuruludur. Bu grup Fikret ve Reyhan adlı iki istihbaratçı tarafından yönetilir. Fikret, hayatında işinden başka hiçbir şeyi olmayan yalnızlığı seçmiş bir istihbaratçıdır. Reyhan ise ülkenin en iyi istihbaratçılarından biri olmasının yanında aile hayatıyla kariyeri arasındaki dengeyi korumaya çalışan bekâr bir annedir. Fikret açıkça dillendiremese de ikisinin ortak mücadeleleri ve yaşadıkları zorluklar onları bir araya getirir.

 

Eleştirisi:

 

Labirent filmiyle ilgili eleştirmen görüşleri, akademisyenlerle sektör içinden olanların sinemaya bakışındaki temel bazı farkları açıkça belli edecektir hepinize. Yönetmen Tolga Örnek, üç kurmaca filminde de nitelikli bir popüler sinema yapmak gayesiyle yola çıktı. Ve bunu Türkiye’de hiçbir sinemacının başaramadığı ölçüde becerdi. Onun filmlerini beğenmek için yeterli midir bu? Türkiye’nin popüler sineması içinde belli bazı standartların bile layıkıyla yerine getirilemediği düşünülürse, evet, en azından takdir etmek için yeterlidir. Bir hikayeyi doğru metin ve rejiyle anlatmayı becerebilen bir yönetmen, arayıp da bulamadığımız bir lüks haline gelmiştir. Sinemanın abece’sini çözmeden sırf entelektüel ya da ideolojik güdülerle film yapmaya kalkışmak, bana göre saygı duyulası bir nitelik değildir. İyi popüler sinema yapabilmek, doğru insanları biraraya getirip şablonları düzgünce uygulamaktan ibaret olabilir. Ama bu kadar basitse, o zaman bunu başarabilen sinemacılarımızın sayısı neden böyle az? Neden Çağan Irmak, Ömer Faruk Sorak, Mahsun Kırmızıgül, hatta Yavuz Turgul gibi isimler bile bu düzeyde uygulayamıyor?

Yorum Yapın