California Cevizi
California Cevizi

Hadi gel, kendiliğimize geri dönelim!

“Yüksek Topuklar” ekibi olarak sizinle güzel bir haberi paylaşıyoruz: Pazar kahvaltısından sonra elinizde bir fincan kahve veya çay eşliğinde okuyup kendinizle yolculuğa çıkmanıza vesile olmak istediğimiz “Pazar Terapisi” köşemizde bir yenilik var: Daha iyi hissetmek, kendinizi onarmak, daha mutlu olmak için rehber yazılarıyla Psikoterapist Yusuf BAYALAN her Pazar bizimle olacak! Kendiliğinize geri dönmeye ilk adımı atmak için sizi, Pazar Terapisi’nde Yusuf Bayalan’ın ilk yazısıyla başbaşa bırakıyoruz.

Bir “ilk yazı” nasıl yazılır biliyor musun?

Ben bilmiyorum. Cehaletimin endişesi, ve bu endişeyi göğüsleme cesaretimle, klavyemin başında, senin de karşındayım.

Psikoterapistim ben. Talep eden insanların “dünya”sına giriyor ve “kendi”lerine yaptıkları yolculuklarda onlara refakat ediyorum.

Sen kimsin? Belki bir pazar sabahında internette öylesine dolaşan birisin. Belki bir öğrencisin, belki bir ev hanımı. Belki patronuna olan öfkesini internette dolaşarak yatıştırmaya çalışan bir adamsın, belki de yalnızlığıyla başa çıkmaya çalışan genç bir kız. Belki kadınların dünyasını anlamaya çalışan bir delikanlısın, belki de günlük burç yorumlarını merak eden bir anne. Her halükarda “Yüksek Topuklar”dasın. Aslını istersen, birileri bana ve sana, bizim haberimiz olmadan birer isim koymuşlar bile: yazar ve okur.

Bizi bir araya getirenin ne olduğunu merak ediyor olabilirsin. Geçenlerde bir elektronik posta aldım. Postanın konu kısmında “Pazar Terapisi” yazıyordu. Bu ifade bende merak uyandırdı açıkçası. Postanın göndereni, Yüksek Topukların Genel Yayın Yönetmeni Arzu KARABULUT idi. İçeriğinde şöyle bir ifadeye yer verilmişti: ‘Terapievi’ web sitenizi incelediğimde hem seçtiğiniz konular hem de anlatım diliniz ilgimi çekti. İfadenin devamında da, “Yüksek Topuklar”da yazarlık için bana teklifte bulunulmuştu.

Davetin kendisi kadar hoşuma giden bir başka tarafı, birkaç ay öncesinde, okuyuculara faydalı içerik üretmek üzere kurduğum “Terapievi”nin, böylesi bir davete vesile olabilmesiydi. En nihayetinde davete icabet ettim, ve şimdi bir aradayız.

Yazıların içeriğine zamanla birlikte yön verebilmemiz, benim temel hedefim. Girizgah olarak seçtiğim konu ise “kendilik” oldu.

Kendiliğin

Kendilik benim zihnimde şöyle bir tanımla yer buluyor: Öte dünyada, Yaratıcı’nın muhatap alacağı tarafımız. Nihai hesap soranın, “Sen” diye hitap edeceği, bizim de “Ben” diyebilecek yanımız. Bizi “biz” yapan en çekirdek yapımızdır kendiliğimiz. Elimizin ve kolumuzun, sevgimizin ve nefretimizin, dünümüzün ve yarınımızın anlam kazandığı özümüzdür. Farkında olduğunun farkında olan yanımızdır. Hayatım, ölümüm, gelmişim, geçmişim, sevdiğim, nefretim ve her şeyim ifadelerindeki –m’dir kendilik. O olmadan neyin olup neyin olmadığını fark edemeyeceğimiz yanımızdır kendilik.

Şair’in, “Ne kadar oldun kendin, o kadar oldun başka.” dizesinde saklı olandır kendilik. Bizi başka, bambaşka yapandır yani. Tadına varmanın herkese nasip olmadığı, ama tadına varanın da, doyamadığıdır kendilik.

Kendiliğimin oluşabilmesi için, senin kendiliğine ihtiyacım var. “Sen” olmazsan “ben” olamam çünkü. Bu yüzden şair haklıdır: “Ben sana mecburum, bilemezsin.”

Kendilik her insanın esaslı meselesidir, ya da olmalıdır. Hele hele bir psikoterapistin, hayatının merkezindedir kendilik. Bütün mesleki deneyimim, insanların kendilikleriyle ilişkileri etrafında kümeleniyor. Bu sayfaya da, bir psikoterapist olarak, sana, bana ve kendiliklerimize dair paylaşımlarda bulunmaya çalışacağım.

Bu yüzdendir davetim sana. Hadi gel! Kendiliğimize geri dönelim!

Yusuf Bayalan

 

Psikoterapist Yusuf BAYALAN

Web sitesi: www.terapievi.com

E-mail: info@terapievi.com

Yorum Yapın