California Cevizi
California Cevizi

Hempalarınıza Sahip Çıkın!

Dünyanın en büyük zenginliği olan arkadaşların isminin nerden geldiğini merak ettiniz mi hiç? Bu rivayeti bana aktaran “arkadaşım Zeynep’e” teşekkür ederek, konuya girelim. 

Savaş döneminde siperdeki askerler sırtlarını sağlama almak ve korumak için, arkalarına taş koyarlarmış. Buna da arkataşı denirmiş. Zaman içinde arkamızı kollayan, duran, hatta toplayan dostlara denilen bu kelime değişerek arkadaş olmuş.

Öyle her baba yiğidin işi değildir arkadaş olmak. Anlayacaksın, dayanacaksın, bölüşecek, paylaşacaksın. Kendinden daha değerli olacak. Önemseyeceksin. Bu yazıda anlatılanlar arkadaşmış gibi duranları elbette kapsamaz.

Aslında sanırım arkadaş ile dost arasında ince bir çizgi var. Bu da bencillik.  Dostluk ve arkadaşlık Türk Dil Kurumu sözlüğünde aynı anlamı içerse de, benim lugatta ayrılırlar. Dostluğun içine biraz bencillik ve beklenti eklerseniz bunun adı arkadaştır. Eleştirmek veya yargılamak için değil söylediklerim, sadece farkı anlatmak için. Zaten bencillik dediğin insanın doğasında var, keza beklenti de. Bu iki çok önemli insani duyguyu silip atan, doğaüstü olayın adı ise dostluk.

Kaç dostunuz var? Benim onlarca arkadaşım, yüzlerce tanıdığım ve ahbabım ama bir elin parmaklarından bile az dostum var. Zaten dost dediğin az olur, öz olur.
Hatta şöyle bir ayrıntı bile koyabilirim buraya, bazen siz birilerine iyi dostsunuzdur ama onlar sizin dostunuz olamaz.

Dost demek uğrunda can vermek demektir. Kaç insana böbreğini, ekmeğini, paranı, sırrını verirsin ki. O zor durumdayken, rahat uyuyamıyorsan, dostundur. Eleştirmek yerine anlıyor ve saygı duyuyorsan, dostsundur. Hata yaptığında elbette uyarıyor ama “ben sana söylemiştim” demeden, düştüğü yerden kaldırıyorsan, dostsundur. Empati kuruyor, hatalarını sadece onunla paylaşıyor, değiştirmeye çalışmadan kabul edip seviyorsan dostsundur. Sen aç olduğun halde ekmeğinin, paranın daha fazlasını ona veriyorsan, dostsundur. Yaptığın iyilikleri yüzüne vurmuyorsan, karşılık beklemiyorsan, kıskanmıyor, hatta onun için seviniyorsan, dostsundur.

Dost dediğin öyle sadece aşk acısı çekerken, üzgünken, “ah canım, geçer” diyen değildir. Dost dediğin çözüm üretir. Görmediklerini gösterir. Kolay kolay kırılmaz. Bir anne gibi sevgisinin, iyiliklerinin karşılığını beklemez. Çetele tutmaz. Dostluk zor zanaattir vesselam. Nasıl ki her hayvandan post olamazsa, her faniden dost olmaz.

Yukarıda saydığım durumları yapmayan, yapamayan, belirli alışverişler dahilinde seninle olan, seven ve birlikte olmaktan keyif aldığın insanlar arkadaştır.

Birine kanın kaynayınca, iyi iletişim kurunca biz dost oluruz. Olmaz. Dostlar imtihanlardan geçmelidir. Hayatın akıp giderken, başına gelen her konuda nasıl durduğuna, ne hissettiğine, nasıl davrandığına bakacaksın. Öyle her önüne gelene dostum dersen, gün gelir dostluğa olan inancın biter. Kendine de bunu yapmayacaksın, dostum denilen ünvanı alamayacak adamı da bu yükün altına sokmayacaksın. Zaman gerek dostluklara. Ucunu açık bırakacaksın.

Yıllar içinde öğrendim gerçekten dostluğun, arkadaşlığın anlamını. Ve en önemlisi dostlarımı, aşklarımdan üstün tuttum. Çünkü o adamlar, sevgililer, kocalar gitti; dostlarım yanımda kaldı.

Günümüzde dostunuz olacak kadar şanslıysanız, onu iyi tutun, sahip çıkın. Şimdi çok zengin, çok mutlu, çok güzel, bir sürü çok şey olsanız da, gelecekte ne durumda olacağınızı bilemezsiniz.

Bu yazının sonunda hiç dostunuz olmadığına karar verdiyseniz, yazık, ama şöyle bir durun. Hatayı kendinizde arayın!

Bu yazı dostlarıma ithaf edilmiştir, isim vermeye gerek yok, onlar kendinilerini bilirler….

Candan Ünal
Yüksek Topuklar Aşk Editörü
candan.unal@yuksektopuklar.net

Yorum Yapın