California Cevizi
California Cevizi

Yeni Ev-leniyorum!

Geri dönerken ama gözlerimi keskinleştirip geleceğe doğru bakarken; iyi bilmediğim bir dilde konuşunca, tanımadığım insanlarla selamlaşınca ve bu kez gerçekten yalnız, gerçekten kendimle baş başa kalınca anlayabiliyorum. İki gerçeği kabulleniyorum: eksik parçamı arar gibi hep Cihan’ı arayacağım, aradığım parça hep eksik kalacak… İçimi delercesine kokusu burnumda tüttüğünde, kalbimi yakarcasına özlem duyduğumda hep bu anı hatırlayacağım… Diğerlerine benzemeyecek!

 

Hatıraların sarmaladığı evimin kapısından içeriye doğru adım attığım anda, hayatımda yepyeni bir sayfa açmak için önce buradan kurtulmamın şart olduğunu itiraf ediyorum kendime… Kapı kollarındaki izler, banyo aynasındaki görüntüler, bir zamanlar iki atkının olduğu portmanto ve daha niceleri… Evet, babamdan kalan evde yaşamaya devam ettiğim sürece, pencere kenarındaki yatağından ağaçları izleyen küçük kız olmaya devam edeceğim. Tanrım, bana yeni bir yuva!

 

Yol yorgunluğumu, uçak kokusu sinmiş kıyafetlerimi değiştirme ihtiyacımı bir kenara bırakıp bilgisayarımı açıyorum ve emlak sitelerini dolaşmaya başlıyorum. Acaba, hangi semtte oturmalıyım? Nasıl bir evim olmalı? Hiçbir fikrim yok ki… Nereden başlamalıyım? İlanlara bakıyorum, bu olabilir derken başka birini görüp vazgeçiyorum. Birinden yardım almam gerek, peki o kim? Elif!

 

Yüksek Topuklar’da yazmaya başladığımdan bu yana, yüzünü görmediğim ama kalbinin sıcaklığını hissettiğim mektup arkadaşlarım oldu. Her gün, heyecanla e-postasını beklediğim insanlardan biriydi Elif… İşi, bir adım daha öteye götürüp MSN üzerinden konuşmaya başladık. Web kamerası açmalar, yüzyıldır tanışıyormuş gibi konuşmalar, dert anlatmalar, mutluluk paylaşmalar… Elif, bir anda en yakınlarımdan oldu… Karar mekanizmamın en güçlü çarklarından biri haline geldi…  Beğendiğim evlerden birkaç tanesini, Elif’e gösterdim. Sanırım, O’na sorarken kararımı çok vermiştim: iki odalı, küçük mutfaklı ev; benim yeni yuvam olmalıydı!

 

Emlakçıyı arayıp beğendiğim evi görmek istediğimi söyledim. Hemen görebilmemin mümkün olduğunu söylediğinde, hızla hazırlanıp dışarı çıktım. Cihangir’den Galata’ya kadar süren kısacık yol boyunca, yeni evimin hayalini kurdum. Acaba, resimlerde göründüğü kadar güzel miydi? Beni sarıp sarmalayabilir miydi?

 

Evet, yeni evim tam hayalimdeki gibi! Başka evlere bakmaya gerek duymadan, emlakçıyla el sıkıştık. Bu güzel haberi hemen Elif’le paylaşabilir, taşınma hazırlıklarına başlayabilirdim. Madem, yepyeni bir hayat için yepyeni bir eve taşınıyordum o halde Cihangir’deki evden hiçbir eşya almamalıydım. Demek ki bolca mobilya mağazası gezmek gerekiyordu. Olsun, yeni yuvam için değer!

 

Kendime gülüyorum! Şimdi anlatırken fark ettim: yaşadığım semtin adı Cihangir, geride bıraktığım adamın adı Cihan!  Tesadüfün bu kadarına ne demeli?


 

Feraye Demir
Yüksek Topuklar – Köşe Yazarı
ferayedemir@gmail.com

 

[iframe width=”420″ height=”315″ src=”http://www.youtube.com/embed/zjaZiWBvnL4″ frameborder=”0″ allowfullscreen]

10 Yorum

  1. aynı durumdayım içimden beynimden söküp atamadığım alper….nasıl kurtulurum bu ızdırapdan bilemiyorum bildiğim tek şey canım yanıyor çok…

  2. gerçekten unutabieceğine inanıyor musun? onu hatırlatacak şeyleri ortadan kaldırırsan unutablirim mi zannedyosun bu bir yalan kendine söyledğin kocamannnnnnnnn bir yalan…..

  3. keske ben de gerıde bıraktıgm gıbı evımı de bırakabılsem.. ama daha okul bıteck, işm olacak.. kaç sene var kım bılr:/

  4. sen yeni yuva diorsun fakat aklınıda beraberinde götürdüğün müddetçe bu nasıl olacak ki?insan asıl hapsini kendi içinde yaşamaz mı?sen içine cihanı hapsetmişken yeni bi yer.ne kadar doğru?

Yorum Yapın