California Cevizi
California Cevizi

Erkekler ve Kediler!

 

Ne zevkli uykudur bu, televizyon karşısı koltuk üstünde uyumak? Sabah her yerin ayrı ağrır, orası başka. Zaten yatak odasını kullandığım yok ki, boşuna para vermişim koca takıma.

 

Güzel bir kahve hazırladım. Balkona çıktım. Ev çatı katı, terasta “günaydın” dedim gökyüzüne, güzel bir gün olsun istedim. Baktım Milat(kedim) fırladı çatıya, avını takip eden bir kaplan edasında, bedeni yere paralel, sessizce yürüyor. Bu şekle girdiğinde mutlaka gördüğü bir şey vardır. Baktım, bacanın üstünde üç tane serçe, ötüşüyorlar. Milat hem meraklı, hem korkak; yaklaşamıyor. Doğası gereği kuşlar ilgisini çekse de, verdiğim eğitimden dolayı, parçalamak, yemek gibi istekleri yok. Onları eve getirdiğim hareketli oyuncak fareler gibi sanıyor. Yaklaşık 1,5 metre uzakta, sindi, seyrediyor. Ne sabır! Sonra kuşlar sıkıldı, uçup gittiler. Benimki öyle bakakaldı semaya.

 

Televizyonda belgesel seyrederken düşündüğüm gibi, Milat’ı izlerken aklıma geldi, av ve avcı! Doğada ne yaşanıyorsa, insan ilişkilerinde de aynısı var. Büyük balık, küçük balığı yiyor. Akbaba ölecek bir canlının üstünde sabırla uçarak bekliyor. Kaplanlar ceylanları parçalıyor. Bunlar vahşi hayatın belgesel kısmı, ama dönüp kendi hayatımıza bakarsak, hepsi bizde de yok mu? İnsan denilen üstün varlık, saydığım tüm özelliklere sahip değil mi?

 

Kadın-erkek ilişkisini kamera ile çeksek, hayvan belgeselini aratmayacak görüntüler elde ederiz. Milat kuşlara doğru yaklaşırken, aklıma şöyle bir sahne geldi: Saat gece yarısına doğru ilerlerken, barın sandalyesinde bilmem kaçıncı dublesini yuvarlayan erkek, artık kendini aslan gibi hissetmektedir. Normal şartlarda biraz içe dönük, sessiz, pısırık ve beceriksiz olan bu adamın, kanındaki alkol oranı arttıkça, güveni yerine gelmektedir. Tek başına oturduğu sandalyede düşüncelere dalmış, derinden gelen müziği dinlerken, bir anda duyduğu sesle irkilir. Barın diğer köşesinde birkaç kadın sohbet edip, gülüşmektedir. Avının ilk çıtırtısını duyan Bay Aslan, kulaklarını dikleştirir ve dinlemeye başlar. Sohbetin içinden bir cümle yakalayıp, avına giden yolu bulmak derdindedir. Sonra sessizce oturduğu yerden kalkar, ufak ufak avının yakınına doğru yaklaşır. Cesaretini toplayıp ilk cümlesini söylemek ister, ancak avcının yaklaşmakta olduğunu anlayan av, tedirgin olur ve hesabı ister. Tıpkı Milat’ın başına gelen gibi, adam daha ilk hamlesini yapamadan, kızlar hesabı ödeyip, mekanı terk ederler.

 

Akbabaları bilirsiniz, ölümü görebilirler. Çölde susuzluktan ölmek üzere olan herhangi bir canlının üstünde kocaman kanatlarını açarak uçarlar. Bunun benzeri, gerçek hayatta çok güvenilen, ağabey veya amca sıfatları isimlerinin yanına eklenerek, sanki aileden birisiymiş gibi anılan kişiler, ilk düşüşünü bekleyerek, leşe konmak derdindedir.

 

İşin özü, doğal hayatı seyrederken, yaşamın tam da içinde bulursunuz kendinizi. Hepimiz bir hayvana benzeriz. Bazılarımız küçük balık, kimimiz aslan, kimimiz de kuş olabiliyoruz. Çevremizi ve kendi hayatımızı izlerken, hatta başımıza gelecekleri görmek için bile, dönüp vahşi hayata bakın. Özellikle kadın-erkek ilişkilerinde son derece başarılı bir haritadır. Bunu anladığımızda, Aristo’nun şu ünlü sözüne katılmamak mümkün değildir: “İnsan düşünen bir hayvandır!”

Candan Ünal

 

Yüksek Topuklar Aşk & İlişkiler Editörü

 

candan.unal@yuksektopuklar.net

 

Twitter: @candanunal

 

Facebook: www.facebook.com/candanunalaskveiliskiler

 

*Tüm hakları Yüksek Topuklar.net’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

[iframe width=”420″ height=”315″ src=”http://www.youtube.com/embed/UW9YM0_S_io” frameborder=”0″ allowfullscreen]

3 Yorum

  1. “Insan dusunen hayvandir!”-ama bazen kimilerimiz aska ya da baska bir seye kapilip da suurumuz isletemeyoruz….bu da insan doga kanunu harhalde:)

Yorum Yapın