California Cevizi
California Cevizi

Birini Sevmek

Her şeyi ile bildiğiniz birisini sevmek işte bu? Kolay mı? Kendine katlanmak mı oluyor o zaman bunun adı? Katlanacak kadar zor, yorucu ve kötü müyüz ki?

Kişi hem kendini en iyi bilen, hem de en az bilen bazen. Öyle çok ve çeşitli “savunma mekanizmalarımız” var ki. Neyimiz sahici, neyimiz değil belli mi? Yaradılışımızdan dolayı kendimizi korumaya dönük çalışıyor zihnimiz. Savunmaya çalışırken kendimizi, bir bakıveriyoruz ki aldatmaya başlamışız. Yalanlar söylemişiz zarar görmemek için. Yok, saymışız kötü huylarımızı. Ta ki bir ana kadar… Bir güne kadar…

Bir gün bir şey oluveriyor ve yüzünüze bir tokat çarpıyor şiddetlice. Bir gün bir şey oluveriyor ve her şey net artık. Bir gün bir şey oluveriyor ve biri sanki ayna tutuyor yüzünüze yakından. Öyle bir ayna ki yüzleştiriyor kendinizle. Görüyorsunuz en kötü huylarınızı. “Kötü siz” ile tanışıyorsunuz.

İnsan ying yang misali bir varlık çünkü. İyilik kadar kötülük de içimizde. Fark ediyorsunuz ki sizde de birçok olumsuz duygu var aslında. Nefret gibi, kıskançlık gibi. Ya da birine kin tutmak, kötülüğünü istemek gibi. Ya da birinden çıkar sağlamak için onunla olmak gibi.

Bizde olabilir mi tüm bu duygular? Yok canım! Biz İYİ İNSANLARIZ! Mümkün mü? Mümkün. Hem de öyle doğal bir şekilde, kendiliğinden, sakin ve sessizce çıkıveriyor ki o duygular.

Bir gün bir şey oluveriyor ve herkese güler yüz gösteren biz, birden suratsız oluveriyoruz. Bir gün bir şey oluveriyor ve herkesin sevdiği biz en nefret edileniz artık. Bir gün bir şey oluveriyor ve deli gibi kıskanıyoruz birini, hınçlaşıyoruz ve canını acıtmak istiyoruz onun. Yakalıyoruz kendimizde bir bir, tüm “kötü” dediğimiz huyları. En büyük savaş başlıyor o zaman: insanın kendi kendisi ile savaşı.

Hırpalanan da hırpalayan da biziz. Hırpalandıkça daha çok hata yapıyoruz. Hata yaptıkça da daha çok uğraşıyoruz kendimizle ve daha çok kızıyoruz kendimize.

Aslında fark edebilsek; kendini sevmek,  aslında kendi ile barış içinde olmak demek. Kendini severmiş gibi yapmak değil, kendini onaylamak demek. Dengede durmak demek. Bir gün bir şey değil, birçok şey olsa bile öyle huzurlu kalabilmek demek. Kendine kılıçları kuşanmamak ve kendini acıtıp yaralamamak demek ve yeryüzünde her şeyin karşıtı ile birlikte yaratıldığını kabul etmek demek.

Hem iyi beni, hem kötü beni anlamak, hem melek benle, hem şeytan benle konuşabilmek… Ve unutmamak BİR olduğumuzu, en uzak yabancı ile bile.

Tüm Yazılarımı Okumak için Tıklayın!

Figen Bıyık
figen@yuksektopuklar.net

1 Yorum

Yorum Yapın