California Cevizi
California Cevizi

Bir Erkekle Akşam Yemeğine Çıkarken!

Yemeğe gideceğiz derken o da gülüyordu. Aklımdan geçenleri okuyor sanıyorum bazen. Artık çok iyi tanıyor, ondan. Böyle gelsem olmuyor mu? Olmuyor! Balık yemeğe gidecekmişiz, rezervasyon yaptırmış. Yani, üstümdeki giysi rezervasyonla gidilen balık lokantasına uygun değil. Peki, hemen değişelim o zaman üstümüzü diye yatak odasına doğru yöneldim. Çok oyalanmayacakmışım, başka arkadaşlar da geliyormuş, insanlar beklemesinmiş.

Ben sahneye bile yarım saatte hazırlanıp çıkabiliyorum. Akşam yemeği neymiş? Üstümde yeşil bir elbise vardı. Doğal olarak makyajım da yeşil tonlarındaydı. Acil durumlar için hep kenarda hazır duran, siyah mini elbisemi, altına da kırmızı topuklu açık ayakkabıyı geçirdim. Makyajın tonunu değiştirdim. Gözüm ayaklarıma ilişti. Aman tanrım! Açık ayakkabı ve ojesizim. Bir kadının kabusu bu olmalı değil mi? Ama bu kadarla bitmedi maalesef, ayakkabı açık ya, topuklarım kötü görünüyor. Gündüz hava güzel diye bütün terası yıkadım, yalın ayak dolaştım. Hazırda başka kıyafet de yok. Benimki sokak kapısında bekliyor. Aklıma, alıp kenara attığım pratik törpü geldi. Laf aramızda kalsın bu ped-egg’ler gerçekten mucizeler yaratıyor. İki dakikada ayakları hallettim. Kırmızı ojeyi yanıma aldım. Nereye gideceğimizi sordum? Karşıya geçiyormuşuz, bu demektir ki, arabada ojeleri sürüp kurutacak kadar vakit var. Küpelerim, yüzüğüm, rujumu da sürdüm. Hazırım!

İndim aşağı, şöyle bir süzdü, “ben sana soyun demedim, giyin dedim!” Hayda! Ne var yahu kıyafetimde? Mini giymem şart mıymış? Şart! İstersen gidip tekrar giyineyim ama bir buçuk saat kadar beklersin. Suratı asıldı. Bindik, çıktık yola. Tem yolunda 120 km hızla giderken, kırmızı oje sürmeyi başaran bir kadın olarak tarihe geçtim. Arabada oje mi sürülürmüş? Niye sen sabah işe giderken tıraş oluyorsun, biz laf ediyor muyuz? Araba kokudan geçilmiyormuş. Camı açtık. Bir pantolon, bluz giysem, altıma da kapalı bir ayakkabı uydursam olmaz mıymış? Bana gelmeden telefon edip, dışarı çıkacağımızı söyleseydin, olabilirdi. Eni konu balık yemeye gidiyormuşuz, neden baloya gider gibi giyinmişim? Sen daha benimle hiç baloya gitmediğin için, asla böyle bir kıyafetle baloya, kokteyle gitmeyeceğimi bilmiyorsun tabii. Ya sabır! Sustum. Ayrıca diyeti de bırakacakmışım. Kadın dediğin biraz etli butlu olurmuş, kilo bana yakışıyormuş. Buna benzer cümleleri yarım saat kadar konuştu. Hangimiz kadın anlamadım ki? Bu kadar vıdı vıdı yapılır mı? Niye bana kafasını taktığını sordum. Bıyık altından gülümsedi. Çok güzel olmuşum, kıskanmış!

Bütün bu hikayeyi size ufak bir ayrıntı için anlattım. Demek ki neymiş? Erkekler kıskanınca saçmalarmış. Biz böyle durumlarda direkt söyleriz. O kadına neden baktın, önüne baksana, hiç mi kadın görmedin, gözlerini oyarım gibi cümleler, bu duygunun kadındaki en belirgin göstergesidir. Lafa gelince konuşurlar: “Erkekler kadınlar kadar karmaşık değildir. Biz düz ve basitiz. Ne istediğimizi söyleriz.” Bu söylemiş hali birinizin işte! Konu yanınızdaki, değer verdiğiniz kadın, namus, erkeklik değilse, söylersiniz. Romantizm desem, şiir okumak erkeği bozar dersiniz ama dünyanın en büyük şair ve aşk yazarları erkeklerden çıkar. İki yumurta kırmayı beceremezsiniz ama en ünlü aşçılar erkektir. Siz ne çelişkili varlıklarsınız!

Biz artık sizin hangi konuları net söylediğinizi, kelimesi kelimesine biliyoruz. Karnım aç, ne yemek var? Akşam maç var, arkadaşlarla dışarıdayız. Banyo yapacağım. Canım sevişmek istemiyor. Pardon, pardon! Son cümle erkeklere ait değildi, ben karıştırdım!

Hamiş: Kızlar ( Arzu, Elçin, Aslı, Pelin, İro) aramanıza gerek yok!

Candan Ünal
Yüksek Topuklar Aşk ve İlişkiler Editörü
Candan.unal@yuksektopuklar.net

*Tüm hakları Yüksek Topuklar.net’e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Yorum Yapın