California Cevizi
California Cevizi

Bir Dokun Bin Ah İşit!

Ailen, özellikle de babanla ilgili anlattıklarından, O’nu hep özlüyor, ben dâhil karşına çıkan herkeste O’nu arıyor olmadan ölesiye yoruldum. Baban öldü, anlıyor musun? Bir daha geri gelmeyecek ve sen kimsede bulamayacaksın. Bunu artık kalın kafana sok! Çok özelleştirerek anlattığın babanın da senin gibi hastalıklı olduğunu düşünüyorum. Hangi aklı başında insan kızını 14 yaşında Çiçek Pasajı’na içmeye götürür? Anneni kıskanması gerekirken seni neden kıskanıyordu? Kendi düşüncesine göre sana her şeyi öğretmeye çalıştığını sanıyormuş ama seni korkutmaktan, kendine bağımlı hale getirmekten başka ne yapmış senin baban? 45 yaşında seni yapmak istemesi zaten başlı başına bir saçmalık. En fazla 20 yıl yaşayacağını bilerek nasıl senin dünyaya gelmene izin verebilir? Zaten öyle bir adamdan başka ne beklenir ki? Asker sonuçta, sadece kendini düşünür! Aslında baban hakkında daha dünya kadar yorum yapılabilir ama senin için faydası olmayacak biliyorum. Sen yine babanı putlaştırıp, o yok diye depresyon hayatı yaşamaya devam edeceksin.

Annen için söyleyecek bir söz gerçekten bulamıyorum. Kültürlü, aydın kadın profili çizmeye çalışıyor ama hayatımda annen kadar cahil ve acımasız birini görmedim. Baksana haline, resmen seni doğurup sokağa atmış gibi yaşıyorsun. En son ne zaman geldi evine hatırlıyor musun? Bence en az 1 yıl olmuştur, belki de daha fazla!

Ve tabii ailene bakıp seni değerlendirecek olursam senin de onlardan bir farkın yok. Baban gibi bencil; annen gibi sevgisizsin. Sahi, hiç kendine bakıyor musun? Neredeyse 30 yaşına geldin, taşın üstüne taş koymadın. En basitinden bir işin bile yok. Ailenden kalan o evler olmasa nasıl hayatını sürdüreceksin bilemiyorum. Tabii ya bunda bilinmeyecek ne var, malı mülkü olan bir adam bulup kapağı atardın. Senden başka ne beklenir ki? İntihar edebilirsin belki de. Ne de olsa kendini acındıracak bir sürü sebebin var. Dramatik olmaya bayılırsın, ölmeden önce gayet epik bir mektup da yazarsın. Kesin içine beni de eklersin: Cihan kıymetimi bilemedi diye.

Biliyor musun senin şu şizofren tavırlarından dolayı boğulmak üzereyim. Benim yanımda bir başkasın, arkadaşlarının yanında bir başkasın. Hangisi gerçekten sensin anlamıyorum. Aslına bakarsan artık anlamak da istemiyorum. Yoruldum çünkü.

Şöyle dönüp bakıyorum da sana yaşama enerjisi verebilmek için kendimi ne kadar yıpratmışım. Sen olmadan ne güzel bir hayatım vardı benim. Düzenli bir hayat! Senin saçma sapan sorumluluklarını omzumda taşımıyordum, aman Feraye kendine kötü bir şey yapmasın diye her an enerjik olmaya çalışmıyordum.

Farkında mısın hep senin sorunların oluşturuyor gündemimizi. Kedin bile benden daha fazla konuşuluyor. Düşünsene, bir kere bile bana önce sen “nasılsın” diye sordun mu? Ailemle ilgili neler yaşıyorum, iş yerinde kimlerle boğuşuyorum, nelerle mutlu oluyorum, nelere üzülüyorum? Sana göre Cihan hep dimdik ayakta olmalı ama Feraye istediği her an ağlayabilir, hem de bir sebebi olmamasına rağmen! Ben en son ne zaman ve neden ağladım biliyor musun? Nereden bileceksin ki önemli olan sensin!
Yeniden seninle birlikte olmaya başladığım için nasıl pişmanım biliyor musun? Sürekli alttan almalar, hoş görülü davranmalar, maksimum ilgi göstermeler… Peki, sen ne yapıyorsun benim için? En sevdiğim yemeği biliyor musun mesela? En sevdiğim gömleğimi? Hep ama hep ben sana güzel olduğunu söylemeliyim, egonu şişirmeyelim ama bana güzel bir söz söylenmesin. Öyle ya ben insan değilim, benim de iyi olduğumu duymaya ihtiyacım yok. Doğum günümü bile unuttun Feraye! Eminim kendi doğum günün için benden sürprizler bekliyorsundur.

Ben şimdi çıkıp gidiyorum, bir daha da gelmeyeceğim. Var mı söyleyecek bir sözün?

Ben, ben sanki… Sen sanki… Sen konuşmuyorsun da biri seni seslendiriyor sanıyorum…

Sessizlik…

Feraye Demir – Yüksek Topuklar

Tüm Yazılarımı Okumak için Buraya Tıklayın!

Yorum Yapın