California Cevizi
California Cevizi

Benim Bir İsmim Var!

   Bilirim ki, ne kadar eğilirsem, ne kadar muhtaç görünürsem, o kadar düşerim. Ağlamanın bile acizliğe eşit tutulduğu bir ülkede yaşarım. Adı yok ülkenin. Her yerde karşılaşabiliriz sizinle. Kah, bir mahkeme salonunda avukat, kah bir pavyonda şarkıcı. Suratımda makyajım vardır, bir de dudaklarımda tebessüm. İçim kan ağlar, belli edemem. Her an bir yumruk yiyecekmiş gibi yaşarsın benim ülkemde. Hep arkanı kollayacaksın. Düşsen de kalkacaksın, zaten çok da yükselmeyeceksin. Karşısında duvar gibi duracaksın insanların. Öyle çok şeyi yapmayacaksın ki, zamanla unutacaksın.
     Öncelikle sevmeyi unutacaksın. Bu ülkede gönlünü verdiğin zaman yanarsın. En çok kim acıtır yarışı başlar, sanki birinci olanın madalyası varmış gibi. İyi olanları da kötüler yüzünden yakacaksın. Hiç hata yapmayacaksın mesela. Hataların, parmak izin gibi dolaşır seninle; çevrendekiler sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi. Büyük sevinçlerin de, büyük kahkahaların da olmayacak. Ya çok pahalıya satacaksın bedenini ama adının sonunda “hanım” olacak; ya da nefes alamadan çiçek açacaksın inadına her şeyin.
     Bu ülkede hep yalnız kalacaksın. Birkaç dostun haricinde kimse bilmeyecek derdini. Zaten derdin de olmayacak. Ama o kadar çözümsüz değilsin elbette. Örneğin, salak rolünü güzel oynarsan, birisi alır seni, uzatır ayaklarını bütün gün televizyon seyredersin. Tek başına bir işe yaramaz durursan, ampul değiştirmekten bile aciz olduğuna inandırırsan, favori olabilirsin. Güçlü kadınları sevmez benim isimsiz ülkemin insanları. Yanında küçüldüklerinden olmalı. Bu cümle sende geçici bir egoya yol açar, elinde kalan ise kocaman bir sıfırdır. Boş sokaklara bakarsın, o büyük koyu gecelerde.
     Dedim ya, unutacaksın. İçine atacaksın ne varsa, bazen bedeninden fırlayacakmış gibi gelecek yüreğin, durduracaksın. Benim gibi şanslıysan, şarkılarında ağlayacaksın. İsyanını, acını, gülüşünü, kederini notaların arasına asacaksın. Kimse anlamayacak ama sen bağıracaksın. Duysunlar diye değil, tam da tersi, kimse duymadan çığlıklarca bağırabildiğin tek yer orası diye.
     Büyük sınavlardan geçirir Yaradan bazen hepimizi. Benim ülkemde bu öyle sık olur ki, kendini unutursun. Kimliğini, ne olduğunu, yaşamını! Bazen onurunu bile bırakırsın yerlere, dışarıdan öyle durur ama aslında sen asıl onun için mücadele ediyorsundur. Sabredeceksin! Tüm inişlerin bir çıkışı olduğuna inanacaksın. Öyle çok yorulacaksın ki, içtiğin sigaranın her nefesi ciğerlerini acıtacak. Aynada gözlerine bakacaksın, kendini arayacaksın, çoğu zaman bulamayacaksın. Yaşam savaşı, ayakta kalma derdi, kadınlığının önüne geçecek. Naifliği, duyguları, başını bir omuza koyma ihtiyacını unutacaksın. Başın kendi omuzlarının üstünde duruyorsa ne ala, yoksa dayayıp silahı ruhuna sıkacaksın. Erkek gibidir diyecekler ardından, övünülecek bir şey sanacaksın, gün gelecek en çok bu cümle yakacak içini, utanacaksın.
     İyi niyetli olmayacaksın. Yanlış anlarlar. Altından bir ses çıkar, kırılırsın. Her durumun ortasını bulacaksın. Aç kaldığını bilmeyecekler, sen evinde ıstakozla  besleniyormuş gibi duracaksın. Kürkün duracak omzunda, evinde otururken donacaksın. Kol kırılacak yani, yenini bile çantanda taşıyacaksın.
    Sizin oralarda yaşam nasıl devam ediyor bilmiyorum. Benim ülkemin kuralları bunlar. Ama kimseye göstermeden gururla taşıdıklarım da var. Mutluluklarım, suskunluklarım, yorgunluklarım, çığlıklarım, düşüp düşüp kalkışlarım, dualarım, yalnızlığım, gerçek dostluklarım, anılarım, özlemlerim, sırlarım, bedenim, düşlerim, günahlarım, kızgınlıklarım ve en önemlisi adım. Kaybetmemek için inatla mücadele ettiğim yanım. Çünkü benim bir ismim var. Kadın!   

Candan Ünal
Yüksek Topuklar Aşk Editörü
Candan.unal@yuksektopuklar.net 

1 Yorum

Yorum Yapın