California Cevizi
California Cevizi

Evimde Son Rüya

Galata’daki ev için emlakçıyla el sıkıştık ama öyle “oldu bu iş” demekle bitmiyormuş. Önce ev sahibiyle tanışıp gözüne girmem, kira kontratına ismini yazdırmak için de çok güvenilir bir kefil bulmam gerekiyormuş. En cici halimle ev sahibinin karşısına geçer, Shrek filmindeki çizmeli kedi gibi gözlerim melül melül bakarım; sorun yok ama kefili nereden bulacağım derken, sesimi duymuş gibi imdadıma Onur yetişti. İnsan, en çok böyle zamanlarda dostlarına ihtiyaç duyuyor… Ne mutlu bana ki en dipte gezindiğim zamanlarda bile dostlarımı kırmayıp, hayatımdaki varlıkları için duyduğum minnettarlığı belli etmişim…

 

Emlakçı komisyonu, depozito, iki aylık peşin kira verildi; alnında “ben güvenilir adamım!” yazan kefilim Onur, ”söz veriyorum, kiranızı bir gün aksatmayacağım” diyen kiracı yani ben, bir de neden orada olduğunu anlamadığım Onur’un arkadaşı Özgür; Voltran’ı oluşturup ev tutma işini başarıyla nihayetlendirdik… Hep beraber gidip eve baktık, odalarını nasıl kullanabileceğimi konuştuk ve mutlu olduğumu hissediyordum. Emlakçının, “doğal gaz, elektrik, su, telefon, internet abonelikleri için benden numaraları alabilirsiniz” demesiyle birlikte mutluluğum kısa sürdü. Bunlar da nereden çıktı şimdi? Seçilmiş insanlığımdan değil, herkes gibi ben de devlet dairelerinin yavaşlığından nefret ederim ve kötü yola düşme korkusu gibi “Aman Allah düşürmesin” derim! Haydi, bakalım Feraye; sen misin yepyeni bir hayata başlamak için yeni bir ev olması gerektiğine inanan? Bedelini de ödemek zorundasın!

 

Şeytan marka giyer filminden fırlamış sevgili patronumdan izin alabilmek için sabah kahvesini kendi ellerimle hazırladım! “Kahve yapmanın neyi zor, yapıver, eline mi yapışır?” demeyin; patronumun “bir buçuk metre boyu var, türlü türlü huyu var” stiline sahibine olduğunu bilip değerlendirin. Orta boy ve mutlaka beyaz fincana; bir tatlı kaşığı granül kahve, iki tatlı kaşığı toz şeker koyulup üzerine bir miktar sıcak su eklenir ve iyice karıştırılır. Şeker ve kahvenin eridiğinden emin olunca; fincanın yarısına gelecek kadar sıcak su ekleyip karıştırılmaya devam edilir ve soğuk süt eklenir ve yine karıştırılır. Fincanın en üstüne serpilmiş kahve tanecikleriyle final yapılır. Sıralama tam olarak böyle olmalıdır, aksi halde kahve fincanı bumerang edasıyla size dönebilir! Patronumdan haz etmiyorum sanılmasın, kendisini çok severim ama ofiste olmadığı zamanlarda… Sözü nasıl da uzatmışım, evin abonelik işlemleri için 1 gün izin alabildim tabii bunu alışkanlık haline getirmemek şartıyla! Ah ah, bu iş beni oyalamayacak olsa gösterirdim alışkanlığı ama neyse… Ha ne diyordum? Patronumu çok severim!

 

Sabah erkenden kalkıp devlet dairelerine gitmeden evvel annemi aradım: “işlerin gibi aksın kuzum” deyişiyle hafifleyip yollara düştüm. Hiç ama hiç abartmıyorum: işlerim su gibi aktı! Doğal gaz başvurusu, elektrik, su tamamlandı. Geriye sadece telefon ve internet başvurusu kaldı ama onların acelesi yok, hele bir eve yerleşeyim de!

 

Yeni evime daha doğrusu Onur’un deyişiyle “kedi evi”ne yerleşebilmem için mutfak eşyaları, mobilyalar ve beyaz eşya almam gerekiyor. Henüz nereden alışveriş yapacağım konusunda bir fikrim yok. Yeni bir izin talep etmek yerine internet üzerinden sipariş vermeyi deneyebilirim. Ne de olsa Cihangir’deki evi kapatmayacağım, taşınırken sadece kıyafetlerimi alacağım ve yine babamı özlediğim zamanlarda kokusunu duymak için buraya geleceğim…

 

Cihangir’deki evden ayrılmadan önceki son gecemde babamı gördüm rüyamda: kalabalık bir grubun ortasındayım, benden bir şeyler istiyorlar. Hayır diyorum. İnat ediyorlar. Onlardan kurtulmak için avazım çıktığı kadar “ben bu dünyada babamdan başka hiçbir erkeğe güvenmem!” diye bağrıyıorum. Ah babam…

 

 

Feraye Demir
Yüksek Topuklar – Köşe Yazarı
ferayedemir@gmail.com

[iframe width=”420″ height=”315″ src=”http://www.youtube.com/embed/UW9YM0_S_io” frameborder=”0″ allowfullscreen]

Yorum Yapın