California Cevizi
California Cevizi

Anlarsın Beni…

“Buraya ait değilim.”dediğimde ise kendi kendime, derin bir mutsuzluk vardır orada. Huzursuzluk, tam ve bütün olamama duygusu. Anlarsın beni…

Artık çok nettir insan. Çok sıkılmış ve bunalmıştır. Bazen yaşamda sorunlar olur, bazı çözümsüzlükler olur. Ama orada olmanın nedenini bilir hep içinde. O zaman kolay olur işte baş edebilmek. Şu an olduğu yerde ise, saçmalıklar doludur ya da her şey ona saçma geliyordur. “İmdaaaaaaaat!” demek ister, tüm gücüyle bağırarak…

Zaman doldurmak kime göre? Sadece zaman doldurmak? Bana göre değil ki… Bir amacı olmalı insanın, bir amacı olmalı herkesin.
İş hayatında, sanal hedefler peşinde koşarken yoğunsun. Hedefler ve işler bitmiyor. Meşgulsün hem de çok, ama o da anlamsızdır aslında. Çünkü o başarılar da kâğıttan gemiler gibi. Bir süre sonra suyla erirler ve yok olurlar. Sen de belki böyle hissediyorsun zaman zaman. Anlarsın beni…

Bu nedenle derim ki, kendimiz için bir şeyler yapmalıyız. Hedeflerimiz sanal olmamalı ki, ulaşınca kâğıttan gemiler olmasınlar. Hep yüzsünler ve erimesinler, hep var olsunlar.

Peki, gerçek hedef ne olabilir?

“Neden bu hayattayım?” sorusunun yanıtı mı?

” Hayat amacım ne?” ya da “Ne yapmak istiyorum?”, “Ne yaparken mutluyum?”sorularına yanıt mı? Ya da sadece ” Ne için varım?” sorusu mu?

Yoksa hedefsiz olmanın tadını mı çıkarmalı? Bunu söyleyince aklıma çok sevdiğim bir filmden bir sahne geldi ve orada olmak istedim:”Shawshank redemption”. Ya da Türkçe adı ile “ Esaretin bedeli”. Bilmem izledin mi?

Adam uzun zaman kaldığı hapishaneden kaçar ve aynı koğuşu paylaştığı en yakın arkadaşı yıllar sonra onu ziyarete gelir filmin finalinde. Bir bakarız adam harika bir kumsalda. Bir küçük sandalın boyasını kazıyor. Öyle huzurlu. Öyle sakin. Öyle mutlu. Sadece meşgul…

“Şugul” Arapça “Cennet” demekmiş. “Meşguliyet” kelimesi ise, “şugul” kelimesinden geliyormuş. Yani kendimizi meşgul ettiğimizde cennette oluyoruz. Tıpta da var bunun yeri: Meşguliyet tedavisi.

O zaman hedefleri sorgulamak niye? Ama her sabah yataktan bir kalkış amacımız olmalı, değil mi?

O filmde en sevdiğim söz şudur: “Ya yaşamakla uğraşırsın ya da ölmekle, o yaşamayı seçti.”

Anlarsın beni…

Bir mesaj: Bu yazıyı birlikte oluşturduk. Seninle paylaşmak çok güzel. Çok teşekkürler.

Figen Bıyık – Yüksek Topuklar
figen@yuksektopuklar.net

Tüm Yazılarımı Okumak için Tıklayın!

Yorum Yapın