Görmüyorum Ama Biliyorum!

 

Uçak bulutların üstünde. Bulutların altında ne var? İnsanlar, şehirler, ormanlar, nehirler, dağlar, ovalar, denizler ve belki okyanuslar. Nereden biliyorum? E biliyorum. Göremiyorum ama… Olsun oradalar, biliyorum. Göremediğim halde var olan, ama bilmediğim birçok şey de yok mu diye düşünüyorum? Bilmediğim için var ya da yok demek mümkün mü onlar için?

Neler var görmeden bildiğimiz? İnançlarımızla paralel bunlar. Bilgi için inanç çok önemli o zaman. Var olduğunu öğrenip de, inançlarımıza paralel olmadığı için bilmemeyi tercih ettiklerimiz yok mu peki?

İnançlarımızı belirleyen ne peki? Bilgi çok değerli. Öğrendiklerimizle görüyoruz dünyayı işte. Öğrendiğimiz kadarı ile… Öğretildiği kadarı ile… İnanç bunun neresinde?

Derin bir nefes alalım şimdi. Nefes. Yaşıyor olmamızın göstergesi. “Yaşıyorsun.” diyorum kendi kendime. “Yaşıyorsun. Nefes bedenine giriyor ve tüm hücrelerini besliyor. İşte hayattasın. Basit bir nefesle bunu anlıyorsun.”

Tek bir nefesle besleniyor birçok hücre. Sistemler tıkır tıkır çalışmaya devam ediyor. Bir nefesle yaşadığımızı anlıyoruz. Bir nefesle başlıyor ve bir nefesle bitiyor hayat denen bu hikâye. Nefes ile vücudumuzu besleyen ne peki? Nefes ile aldıklarımızı görüyor muyuz? Görememek nefesin hayati önemini azaltıyor mu? Görmüyoruz ama biliyoruz.

Görmek gerekmiyor. İnanmak ve bir şekilde bilmek yeter. Bir de hissetmek. Aslında, derinden bilmekle hissetmek çok yakın birbirine. “Sezgi” denen şey bu belki de. Bilgi ile hislerin birlikteliği.

“Gözümle görmeden inanmam” lafına ne oldu peki? Bu laf tamamı ile mi geçersiz? Olmamalı. İnsanlar arasındaki ilişkilerde ve insani konularda çok doğru bu aslında. Yani kocaman evrende görmeden bildiğimiz bunca şey varken,  insani ilişkilerde görmeden neden inanmıyoruz?

Bir şeyler mi kaybettik yoksa? Varoluşumuzdan beri süregelen bir şeyler, artık yok mu? Biz neyi kaybettik? Güvenmek ve kendini bırakıvermekten kaçınmak bunun adı belki de. Haksız da sayılmayız hani.

Yediğimiz onca kazıktan sonra diyecek ne kaldı ki? Evrensel gerçeklerle görmeden bütünleşen biz, neden birbirimizle gözü kapalı bütünleşmeyi beceremiyoruz?

Aynı şeylerden hepimiz aynı anda ve aynı şekilde şikâyet ederken, neden hiçbir şey yapmıyoruz? Yapmalı, yapacağım…
Durdum bir düşündüm .“Ne çok konuşuyorsun?” dedim kendime şimdi. “Cümlelerine bak bir: “Yapacağım, yapmalı” vs. Neden yapmıyorsun o zaman? Yap sadece. Yap bakalım neler oluyor? Bak bakalım nereye kadar gidebiliyorsun? Dene kendini. Göster bakalım gücünü! Kutla varlığını ve sezgilerini. Görmeden de bilerek…”

Figen Bıyık – Yüksek Topuklar
figen@yuksektopuklar.net

15 Nisan 2011, Cuma
loading...

BENZER HABERLER

0 1134

4 923

9 1044

1 690

5 875

2 764

5 890

YORUM YOK

Yorum Yap